
Bugün, Türkiye Cumhuriyeti‘nin tapu senedi olarak kabul edilen Lozan Barış Antlaşması’nın 103. yıl dönümünü gururla anıyoruz. Lozan, yalnızca bir barış antlaşması değildir. Lozan; milletimizin iradesinin, bağımsızlık aşkının ve vatan sevgisinin uluslararası alanda tescil edilmesidir. Bu başarı, masa başında kazanılmış bir diplomatik zaferden önce; Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Anadolu’nun dört bir yanında verilen destansı mücadelenin doğal sonucudur.
Kuvayı Milliye ruhuyla başlayan, milletimizin ortak iradesiyle büyüyen ve Kurtuluş Savaşı ile zafere ulaşan bu yolculuğun mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘tür. Atatürk, askeri dehasının yanında, güçlü devlet aklı ve ileri görüşlü liderliğiyle bağımsızlığın yalnızca savaş meydanlarında değil, diplomasi masasında da korunacağını ve kazanılması gerekliliğini tüm dünyaya göstermiştir. Lozan görüşmelerinde Türkiye’yi büyük bir kararlılıkla temsil eden İsmet İnönü ve heyeti, milletimizin haklarını taviz vermeden savunmuş; yeni Türk Devleti’nin egemenliğini uluslararası hukuk önünde kabul ettirmiştir. Lozan, işte bu kararlı duruşun ve güçlü diplomasinin eseridir.
Ancak Lozan’ın bize bıraktığı en önemli miras yalnızca siyasi bağımsızlık değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de ifade ettiği gibi, “Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferlerle taçlandırılmazsa kalıcı olamaz.” Bu nedenle Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan fabrikalar, açılan bankalar, gerçekleştirilen kalkınma hamleleri ve milli üretim anlayışı; bağımsızlığın ekonomik temellerini oluşturmuştur. Çünkü tam bağımsızlık; sadece sınırlarını koruyabilen bir devlet olmak değil, aynı zamanda üretebilen, kendi kararlarını özgürce verebilen, ekonomisini güçlendirebilen ve geleceğini kendi iradesiyle şekillendirebilen bir millet olabilmektir. Vatan; sadece üzerinde yaşadığımız topraklardan ibaret değildir. Vatan, uğruna bedel ödenmiş bir emanettir. Bağımsızlık ise geçmişten devraldığımız en kıymetli mirastır. Bu mirası korumanın yolu; tarihini bilen, milli birlik ve beraberliğini güçlendiren, çalışmayı, üretmeyi ve bilimi rehber edinen nesiller yetiştirmekten geçmektedir.
Lozan’ın 103. yılında, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kurtuluş Savaşı’nın tüm kahramanlarını, Kuvayı Milliye’nin isimsiz neferlerini, Lozan’da ülkemizi onurla temsil eden İsmet İnönü ve heyetini, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. Lozan’ın bize hatırlattığı en büyük gerçek şudur: Bağımsızlık, bir milletin sahip olabileceği en büyük hazinedir. Bu hazineyi korumak ise geçmişi unutmadan, Cumhuriyet’in temel değerlerine sahip çıkarak ve Atatürk’ün gösterdiği akıl ve hedef doğrultusunda geleceğe güvenle yürümekle mümkündür.
Ne mutlu bağımsızlığına sahip çıkan, vatanını seven ve Cumhuriyetini sonsuza kadar yaşatma kararlılığı taşıyan Türk milletine. Ne Mutlu Türk’üm diyene.
Lozan’da kazandığımız iktisadi ve siyasi bağımsızlığımızın 103. Yılı kutlu olsun.
HAMİT İRİ / 24/04/2026