MHP Lideri Bahçeli’nin ‘100 il ve 1000 ilçe’ vizyonunda İzmir’den Fethiye ve Akhisar yer alsa da, kentin sanayi ve tarım gücü, iktidarın yeni tutumu ve sermaye kesiminin direnci nedeniyle bölünme planları gerçekleşmesi zor görünüyor.

MHP Lideri Bahçeli'nin '100 il ve 1000 ilçe' vizyonunda İzmir'den Fethiye ve Akhisar yer alsa da, kentin sanayi ve tarım gücü, iktidarın yeni tutumu ve sermaye kesiminin direnci nedeniyle bölünme planları gerçekleşmesi zor görünüyor.
MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından üç yıl önce gündeme taşınan ve geçtiğimiz günlerde 19 ilçe ismiyle somutlaştırılan '100 il ve 1000 ilçe' vizyonu, Türkiye'nin idari haritasını yeniden tartışmaya açmıştır. Nüfusu 100 binin üzerindeki yerleşim yerlerinin il olma arzusunu objektif kriterlerle birleştirerek devlet yönetiminde rasyonelleşme hedefleyen bu teklifin amacı, kamu hizmetlerinin vatandaşa daha hızlı ulaşmasını ve yerel yönetimlerin etkinliğini artırmaktır.
Bahçeli'nin açıkladığı listede İzmir'den Fethiye ve Akhisar yer almakla birlikte, İstanbul ve İzmir gibi iki mega kent, potansiyel il bölünme düzenlemelerinin kapsamı dışında tutulmuştur. Ülke ekonomisinin yaklaşık yüzde 40'ını bünyesinde barındıran İstanbul'u idari olarak parçalamanın rasyonel bir yanı bulunmadığı gibi, coğrafi olarak sıkışmış ancak iktisadi gücü devasa boyutlarda olan İzmir'i bölmek de benzer mantıksızlıkları barındırmaktadır.
İzmir'de il olma arzusu taşıyan ilçeler bulunmaktadır. Kentin kuzey ekseninde Bergama ve Aliağa, güney hattında ise Torbalı ve Ödemiş, idari bağımsızlık hayali kurmaktadırlar. Ancak bu ilçelerin kentin ekonomik yapısındaki rolü, bölünmeyi zorlaştırmaktadır.
Ödemiş ve Bergama, İzmir'in tarımsal üretimdeki gücünü sağlayan Menderes ve Bakırçay havzalarında yer almaktadır. Sanayi cephesinde ise durum daha çarpıcıdır; Aliağa ve Torbalı, İzmir'in en büyük üç sanayi devine ev sahipliği yaparak kentin iktisadi motoru konumundadır. Aliağa ve Torbalı'yı bünyesinden çıkardığınız bir İzmir'in sanayi altyapısı ağır bir tahribata uğrar ve kent ekonomik olarak zayıflar.
İzmir iş dünyası ve kent sermayesi, bu iki stratejik sanayi ilçesinin merkezden koparılmasına karşı öteden beri aşılması imkânsız bir direnç göstermektedir. Mevcut siyasi konjonktür ise bölünme planlarını daha da zorlaştırmaktadır.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti rozeti takarak iktidar saflarına katılması, tüm dengeleri baştan aşağı değiştirmiştir. İktidar bloğunun, çiçeği burnunda AK Partili büyükşehir belediye başkanının idari yetki alanını daraltacak, elini zayıflatacak ve İzmir'i coğrafi olarak küçültecek bir bölünmeye onay vermesi siyasetin doğasına aykırıdır. Aksine iktidar, büyükşehir belediyesi kanalıyla İzmir'e ciddi kamu kaynakları aktararak kente dev yatırımlar yapmayı ve kamu hizmetlerini birinci elden sunarak rüştünü ispat etmeyi hedefleyecektir.
İzmir sermayesinin zihniyet dönüşümü de dikkat çekmektedir. Ege Bölgesi Sanayi Odası seçimlerinde iktidara yakın olduğu öne sürülen bir ismin başkanlık koltuğuna oturması ve İzmir Ticaret Odası yönetiminin iktidar ile çatışmadan uzak, yapıcı bir çizgi benimsemesi bunun en somut kanıtıdır. Kent sermayesi, son yıllarda kamu yatırımlarından yeterince pay alamayarak geride kaldığı özeleştirisini yapıyor ve merkezi hükümetin imkânlarının kente akıtılmasını sabırsızlıkla bekliyor.
Bergama'dan Ödemiş'e, Aliağa'dan Torbalı'ya kadar il olma hayali kuran ilçelerin bu arzuları anlaşılsa da, siyasi ve ekonomik gerçekler farklı bir tablo ortaya koymaktadır. İzmir'i parçalamak, kentin bütüncül kalkınma ivmesini kıracağı gibi, mevcut siyasi konjonktürde de karşılık bulamayabilir. Kent, sanayisiyle, tarımıyla ve yerel yönetimiyle bölünerek küçülmek yerine, tek parça halinde hak ettiği kamu yatırımlarına kavuşmayı beklemektedir.
Kaynak: mahalligundem.com